6 Şubat 2023 / Kahramanmaraş Merkezli Depremler ve Arama Kurtarma Çalışmaları.

10 ili sarsan Kahramanmaraş depremlerinin olduğu Pazartesi günü şaşkın ve çaresiz bir şekilde yardımların nasıl ve ne şekilde yapılması gerektiğiyle ilgili üyesi olduğum dağcılık kulübüm DAG başta olmak üzere çevremdeki birçok dost/arkadaşlarla telefon görüşmeleri yapmaya başladım. 1999’da İzmit depremini İstanbul’da yaşamış ve aynı gün İzmit’e yardım için gidebilmiş biri olarak nelerle karşılaşabileceğimi az çok tahmin ediyordum. Ancak bu sefer bölgenin, yaşadığım İstanbul’a uzaklığı nedeniyle ulaşım için hangi yolu tercih etmem gerektiğini kestirememiştim. Depremden bir gün sonra AFAD kanalıyla Beyoğlu Kaymakamlığına isim yazdırarak fotoğraf sanatçısı dostum Fethi Karaduman ile Gaziantep’e gitmeye karar verdik. Aynı esnada DAG da gönüllü ekibini kurmuş ve AFAD’a bildirimlerini yaparak deprem bölgelerine intikal için hazırlıklarını tamamlamıştı.

Havalimanında buluştuğumuz ve AFAD’a isimlerini yazdırmış diğer gönüllülerle güvenlik noktalarından geçerek İstanbul Havalimanında beklemeye başladık. Herhangi bir AFAD yetkilisinin koordinasyon için havaalanında hazır bulunmaması, organizasyonun nasıl işleyeceğinin belirsizliği nedeniyle kendi çabalarımızla THY Gaziantep uçağına yer bulabildik. Uçak 16 saat rötar ile (9 saati uçağın içinde bekleyerek…) Gaziantep’e hareket etti. Belirtmeden geçmek istemiyorum; son derece nazik ve ilgili uçuş ekibi rötardan sorumluymuş gibi algılayan bazı yardım gönüllüleri uçak içinde gereksiz gerginlik çıkardı. Yardım gönüllülerinin yarısı uçak içinde beklemeye dayanamayıp birkaç saat sonra uçaktan indiler. Bu kadar hassas bir zamanda böylesi bir rötar kabul edilemeyeceği gibi o an başka bir uçuş alternatifinin olmadığını çok iyi bilindiğinden daha uçakta bekleyecek dirayeti gösteremeyen gönüllülerin deprem bölgesinde yardım ve destek verebilecek yetkinlikte olmadıkları gerçeğini anlamak bizi son derece üzmüştü.

Gaziantep’e vardığımızda AFAD merkezine transfer için hazır bekleyen belediye otobüsleriyle önce merkeze sonrasında da Antakya’ya yönlendirildik. Normal zamanda toplam 2,5 saat sürmesi gereken karayolu ulaşımı yakınlarına ulaşmaya çalışanlarla, şehirden çıkmak isteyenlerle, bölgelere intikal etmek isteyen arama kurtarma ekipleriyle, itfaiyeler ve ambulanslarla dolu olduğu için tam 6 saat sürdü. Yolculuk sırasında depremin ektisiyle kırılmış ve çatlamış yollar, caddelere düşmüş evleri gördükçe durumun zorluğunu idrak etmeye başladık. Antakya’ya varmaya yakın şoför aşırı kalabalık ve trafikten rotayı Reyhanlı’daki bir afet merkezine kırdı. Reyhanlı’ya vardığımızda sahada acil yardım gerektirmediği ve yardım malzemelerinin dağıtımı için zaten bir çalışma olduğu için tekrar araç bularak birkaç gönüllüyle Antakya’ya yola çıktık.

Nihayet İstanbul’dan Hatay’a süren 30 saatlik yolculuğun ardından, akşam 23:00 sularında, Hatay Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Antakya İtfaiye İstasyonu’na ulaşmış olduk. İtfaiye Müdürü’ne kendimizi tanıttıktan sonra bizi Çınarcık’dan yardıma gelen Çınarcık Belediyesi İtfaiye Amirliğinin ekibine dahil etti. Biz 4 kişi olarak onlarla arama kurtarma çalışmalarına başladık.

İzmir, Yalova, Çınarcık ve başka şehirlerden de İtfaiyelerin destek için aynı merkezde olmasının nedenini daha sonra anladık. Hatay İtfaiye Merkezindeki itfaiye eri sayısı 80’den 18’e düşmüş. Maalesef deprem sırasında hayatlarını kaybetmişler. İtfaiye merkez binası da depremden dolayı yıkılmış tüm gönüllüler bahçe kısmında yaktıkları ateşlerin başında ısınmaya ve dinlenmeye çalışıyorlardı. Tek tük gelen erzak yardımıyla su ve yemek ihtiyacımızı gidermeye çalışıyorduk. Tuvalet ise birkaç gün sonra tek kişilik kabin halinde merkeze konuldu. Üçüncü gün battaniye, dördüncü gün itibariyle de sıcak yemek verilmeye başlandı. Şehirde elektrik olmadığı için (belki de güvenlik nedeniyledir…) ateş yakılarak ısınmaya çalışılıyordu ve hava gerçekten çok soğuktu. Yağma konusu çok konuşuldu ama biz şahit olmadık. Şehirdeki yıkık ve başı boş marketlerden halkın almış olduğu gıda malzemelerine şahsen yağma olarak bakmıyorum. Çünkü ilk 3 gün yiyebilecek hiç bir şey yoktu.

Çınarcık Belediyesi İtfaiye Ekibiyle birlikte iki ayrı enkazdan 4 kişiyi canlı olarak kurtarmayı başardık. Birçok adreste arama kurtarma çalışmasına katıldık, enkaz altında canlı tespit etmeye çalıştık, trafikte yol açtık başka arama kurtarma ekiplerine destek olduk. Artçı sarsıntılar bizi engellemedi. Her bir İtfaiye ekibinin nasıl kahramanca ve özveriyle çalıştığına şahit olduk. Madenciler, yurtdışından gelen kurtarma ekipleri, eğitimli arama kurtarma köpeklerinin yanı sıra, TSK’nın da desteğe gelmesi çalışmaları daha anlamlı kıldı ve ivme kazandırdı.

Ancak,

Ülkem insanlarının bu hassas günlerde bir birlerine girdiğini görmek kadar beni üzen hiçbir şey olmadı. Politikacıların şaşırtan açıklamaları ile pekişen bu ruh halim geleceğe olan ümidimi maalesef yerle bir etti.

Antakya merkezdeki arama kurtarma çalışmalarımızda gördüğüm, şahit olduğum ve yaşadığım şeyleri detaylı açıklamayı gerek görmüyorum. Zaten hepimiz çeşitli kaynak ve sosyal medyadan neredeyse anlık her şeyi görmüş oldunuz. Dikkat çekmek istediğim başlıkları aşağıda belirtiyorum:

-İletişim! İnternet ve telefon çoğu zaman çekmedi ve bu durum ihbar alma dahil tüm hayati iletişimi çok kötü baltalamış oldu.

-Doğru bilgi akışının çok önemli olduğu böyle günlerde her aklından geçeni ve duygularını sosyal medyada paylaşmayı kendine iş edinmiş bilgi kirliliği yaratan kullanıcılar gereksiz meşguliyet yarattılar.

-Arama kurtarma kısmında en önemli değere sahip sismik dinleme cihazları, termal kameralar ve eğitimli köpeklerin neredeyse yok denecek kadar az olması kurtarmalarda yetersiz kalınmasına neden oldu. Acilen hayati önemi yüksek bu teknolojilerin arttırılarak bu yönde eğitimlerin verilmesi ve  deprem sonrası müdahalelerin daha etkin yapılması sağlanmalı.

-TSK’nın deprem bölgelerine geç intikali arama kurtarma organizasyon güvenliğini olumsuz etkiledi.

-Antakya’da yıkılan bina taşıyıcı kolonlarının görevini göremeyecek kadar cılız inşa edilmesi, hileli inşaatlar, çalan müteahhitler ve imar afları yıkımın büyük boyutlarda olmasına neden oldu.

-Yeterli soğukkanlılığa sahip olmayan kişilerin gönüllü olarak deprem bölgelerine intikal etmek istemeleri gereksiz zaman kayıplarına neden oldu.

-AFAD’ın depreme hazırlık boyutunda ve sonrasında zayıf, yetersiz kalması arama kurtarma çalışmalarının güvenini zedeledi.

Temennim en kısa zamanda bu güzel coğrafya ve insanların eskisinden daha iyi koşullarda yaşayabilmeleri için gereken tüm adımların atılabilmesi ve gerekli tüm afet tedbirlerinin yurt genelinde önceden sağlanabilmesi yönünde.

Depremin 6. gününde ruhen ve bedenen yorulmamızla birlikte 3 kişi dönüş kararı aldık. Antakya’dan Adana’ya otobüs ile giderek Adana Havalimanından Pegasus Hava Yollarının desteği ile İstanbul’a döndük.

Kafam hala çok karışık, ruhum ise delik deşik.